İsrail‑ABD’nin İran’a yönelik saldırısının başlamasından 25 gün sonra, Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen hammadde sevkiyatlarındaki aksaklıklar fiyatlardaki oynaklığı beslemeye devam ediyor. Şu aşamada petrol ve gaz, gübreler, petrokimya türevleri ve alüminyum en fazla etkilenen ürünler arasında yer alıyor.
Orta Doğu’daki mevcut tırmanış emtia piyasalarını sert biçimde sarsıyor.
Çatışmanın bir çıkmaza girip girmeyeceği, mevcut şokun değer zincirinin aşağı halkalarına ne ölçüde yayılacağını belirleyecek.
Simon Lacoume, Coface Sektör Ekonomisti
Petrol fiyatları: Uzun süreli bir şok mu?
Katar’daki Ras Laffan gaz kompleksine yönelik son saldırılar, enerji emtialarındaki fiyat artışını daha da hızlandırdı. Geçen hafta 119 dolarla zirve yapan Brent petrol, bir ay içinde yaklaşık %50 artış kaydetti.
Ancak bu artış homojen değil. Umman DME ham petrolü varil başına 160 doların üzerine çıkarken, ABD WTI petrolü yaklaşık 100 dolar seviyelerinde seyrediyor. Bu tablo, bölgeye ve ürüne göre fiyat etkilerinin son derece farklılaştığını ortaya koyuyor.
Çatışma uzadıkça, bu artış değer zincirinin alt basamaklarına yayılmaya başladı.
ABD’de benzin perakende fiyatları 3,96 dolar/galon ile tarihi zirveye ulaşırken (aylık %35 artış), Asya’da Singapur dizel fiyatları çatışmanın başından bu yana 256 dolar/varil seviyesine çıkarak neredeyse üç katına yükseldi. Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’ne (IATA) göre küresel jet yakıtı fiyatları da ikiye katlandı.


Tedarik kesintilerinin merkezinde doğal gaz var
Doğal gazda da benzer bir yükseliş görülüyor.
Avrupa’da gaz vadeli kontratları (Hollanda TTF endeksi) bir ayda %85 artarak 55 €/MWh seviyesine çıktı. Asya referansı olan LNG Japonya/Kore Marker da aynı dönemde iki katına çıkarak ithalatçı piyasaların kırılganlığını gözler önüne serdi.
ABD piyasası, göreli olarak arz kesintilerine daha az maruz kalsa da Henry Hub fiyatları aylık %36 arttı. Bu durum enerji piyasalarındaki gerilimin artık küresel ölçekte hissedildiğini gösteriyor.
Buna paralel olarak petrokimya bileşiklerinin fiyatları hızla yükseliyor
Körfez ülkeleri, Asya’nın başlıca petrokimya tedarikçileri arasında yer alıyor[1] ve bu ürünler plastik endüstrisinin tamamı için kritik öneme sahip.
Singapur’da bir ton naftanın fiyatı 1.000 dolara ulaştı; bu, çatışmanın başlangıcından bu yana %60’tan fazla artış anlamına geliyor. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ile Asya’daki tarihsel olarak düşük stok seviyelerinin (2‑3 haftalık) birleşmesi, polimer fiyatlarını (polipropilen, polietilen, polistiren, PVC) yukarı çekti. Bu durum, değer zincirinin tamamına yayılma riski taşıyor.
Aynı eğilim, bakır ve nikel cevherlerinin liç işlemi[2] için kritik bir girdi olan kükürt üzerinde de görülüyor. Sadece bir ayda yaşanan %25’lik fiyat artışı, Şili, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Endonezya gibi yüksek derecede bağımlı madencilik üreticileri için ciddi risk oluşturuyor.
Gübre fiyatları “olumlu” tarım takvimine rağmen tırmanıyor
Ucuz yerel enerji kaynakları sayesinde Körfez ülkeleri[3] bu piyasalarda kilit konumda bulunuyor: Küresel azotlu gübre ihracatının yaklaşık %19’unu, küresel üre hacminin %36’sını karşılıyor. Suudi Arabistan ise dünyanın 4. büyük fosfat ihracatçısı konumunda.
Buna karşın azotlu gübre üretim maliyetlerinin %80’ine kadarı doğal gazdan oluşuyor. Dolayısıyla gaz fiyatlarındaki artış, gübre fiyatlarına doğrudan yansıyor. Orta Doğu FOB bazında granül üre fiyatı, çatışmanın başlangıcından bu yana %37 artarak 665 dolara yükseldi.
Şu an için etki sınırlı kalsa da — zamanlama görece elverişli — ABD’li tahıl üreticileri haricinde büyük bir baskı henüz hissedilmiyor. Ancak kesintiler devam ederse Brezilya, Hindistan ve hatta Avrupa daha fazla risk altında kalabilir.


Bu olumsuz etkiler, doğrudan gübre akışlarının ötesine de uzanabilir. Körfez ülkelerinin sırasıyla Hindistan’ın (%63), Brezilya’nın (%24) ve ABD’nin (%21) azotlu gübre ithalatındaki payı düşünüldüğünde, kükürt tedarikinde Körfez’e yüksek derecede bağımlı olan ve dünyanın en büyük fosfat kaya üreticisi konumundaki Fas gibi üçüncü ülkeler de dolaylı olarak etkilenebilir.
Alüminyum: En fazla risk altındaki metal
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte, küresel alüminyum üretiminin %8’ini gerçekleştiren Körfez ülkeleri, hem yerli üretimlerini ihraç edemiyor hem de izabe tesisleri için gerekli boksit ve alümina gibi hammaddeleri ithal edemiyor.
Bu kapsamda, 16 Mart Pazartesi günü, bölgenin alüminyum üretiminin %25’ini gerçekleştiren Aluminum Bahrain (Alba), üretiminin %19’unu askıya aldığını duyurdu. Bu, bölgesel alüminyum arzının %5’ine denk geliyor.
Orta Doğu’daki gelişmelerden coğrafi olarak uzak olmasına rağmen, Mozambik’te faaliyet gösteren Mozal da yüksek enerji maliyetlerini gerekçe göstererek operasyonlarını durdurduğunu açıkladı[4].
Bu olumsuz tablo karşısında alüminyum fiyatları yükselişini sürdürüyor. Aylık bazda %11,5 artan fiyatlar, 12 Mart’ta 3.500 dolar/ton seviyesine ulaştı; bu da son bir yılda yaklaşık %25’lik toplam artış anlamına geliyor.


> Piyasa oynaklığının önünde olun: Bu kesintilerin portföyünüzü veya tedarik zincirinizi nasıl etkileyebileceğini değerlendirmek için uzmanlarımızla hemen iletişime geçin.
[1] Nafta, LPG, metanol, etilen ve propilen
[2] Minerallerin bünyesinde bulundukları kayaçtan ayrıştırıldığı “yıkama” işlemi
[3] Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Umman ve Katar
[4] Küresel alüminyum üretiminin %1’i




